Bilim Felsefesi Makaleleri - Postmodernizm

"Modern" sozcugunun, Turkce'deki tam karsiligi "Cagdas"dir. Kelimeyi sozluk anlamiyla kullanacak olursak bugunku modern dunyanin onemli bolumu artik "postmodern donem"i yasamaktadir.

Modern-postmodern iliskisi geleneksel-modern iliskisi gibi oncekinden farkliligi ifade etmek icin kullanilmaktadir. Bati tarihinde geleneksel donem dusuncede, toplum orgutlenmesinde ve deger yargilarinda nihai referans kaynagi olarak Tanri'nin kabul edildigi donemdir. Bu donemde bilginin uretimi ve dagitimi kilise kurumu tarafindan orgutlenmekteydi. Tanri'nin her seyin nihai kaynagi oldugu fikri tum toplumlar ve zamanlar icin gecerli hayat nizami ve aciklama bicimleri sunmayi zorunlu kiliyordu. Insanlarin gorusleri degil Tanri'nin buyruklari onemliydi.

Modern donemde ise gerek bilginin degeri, kaynagi, uretimi ve bolusumu konusunda, gerekse toplum orgutlenmesinde soyut insan kategorisi Tanri'nin yerini almaya basladi. Insan akli mutlak bilginin, eger boyle bir bilgi varsa, kaynagiydi. Evrene iliskin bilgiler insan akli, duyulari ve deneyimlerinden gececekti artik. Siyasal anlamda mutlak itaat da bundan boyle goklerden yere, soyut devletlere inecekti.

Bu aydinlanma projesi insanligin buyuk bir cosku ile pesinden kosacagi yeni hedefler yaratmisti. Bu hedeflerin gerceklesmesi icin yeni bilgi alanlari gerekiyordu. Bilim bu alanlardan en onemlisiydi. Dissal bilgi kategorisine basvurmadan her turlu bilginin degerli kabul edilmesi durumunda milyonlarca degisik insan gibi milyonlarca degisik bilgi ortaya cikacakti. Bu kaostan ancak bazi insani bilgileri hayatin merkezine yerlestirmek suretiyle kurtulmak mumkundu. Nitekim oyle oldu; bilim kategorisine giren bilgiler modern insanin mukaddes metinleri haline geldiler.

Modern proje, insana indirgenemeyen tum bilgi ve degerleri hayattan kovma idealini uzun yillar muhafaza etmesine ragmen, 20. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren ortaya cikan tablo, belli bir aydin kesim arasinda, bu ideallerin gerceklesme sansinin cok dusuk oldugu fikrine yol acmaya basladi.

Bu kesim aydinlarinin bakis acisina gore, olaylar ve dunya soyle gorunmekteydi:

Uzun yillar bir misyoner edasiyla diger ulkelere empoze edilmeye calisilan iktisadi ve siyasal modeller, sanildigi gibi evrensel ilkelere degil, tamamen gelismis ulkeler lehine kurulmus egemenlik iliskilerine dayanmaktaydi. Ornegin iktisadi kalkinma icin onerilen tum strateji ve modeller bir noktada tikanmaktaydi. Bati dunyasinin uzun yillar talan, gasp, kole emegi, kolonilestirme ve fetihler yoluyla sagladigi ve bugunku teknolojisini ustune kurdugu sermaye birikiminin, simdiki geri kalmis, az gelismis, veya yumusatilmis tabiriyle "gelismekte olan" ulkeler icin ayni yollarla saglanmasi mumkun degildi. Cunku mevcut dunya ekonomisinin kendini yeniden uretebilmesi icin belirli ulkelerin digerlerinden daha cok tuketmesi yahut tasarruf etmesi zorunlu olduguna gore, bu azgelismisligin ortadan kalkmasi teorik olarak bile mumkun gorunmuyordu. Zira, dunyadaki tum ulkelerin ayni gelismislik duzeyine ulasmalari durumunda dunya ekonomisi mevcut dinamizmini kaybedecek, yani cokecekti.

Ayni sekilde siyasi modeller de eskisi kadar kutsallik tasimamaktaydi. Demokrasi ve insan haklari soylemlerinin tasidiklari cifte standartlarin da ortaya cikmasi, insan merkezli bati dusuncesinin tum versiyonlarinin sorgulanmasini kolaylastirmis, onlarin tum insanligin degil, belirli insanlarin yahut toplumlarin cikar ve mutlulugunu amacladigi inancini paylasanlarin sayisinin dunden gune artmasina sebep olmustu.

Ayni zamanda, milyonlarca insanin bir hayat tarzi; kapitalizme muhalif entellektuellerin de alternatif kuramsal aciklama modellerine kaynaklik edecek bir bakis acisi olarak umit bagladigi Marksizm'in de diger buyuk anlatilar gibi tokezlemesinin yarattigi buyuk bir hayal kirikligi insan merkezli projelere karsi butunuyle bir isyan atmosferi yaratmisti.

Ayrica, kendilerinin de modernist bir nitelik tasidigi seklindeki postmodern elestiriye ragmen, "feminizm" ve feminist elestiriler de postmodernizmin ortaya cikisina kaynaklik eden gelismeler arasinda onemli bir yer tutmustur.

Bunlarin disinda, modern bati dusuncesinin en cok kullandigi referans noktalarindan biri olan "insan dogasi" kavraminin iceriginin buyuk oranda kultur bagimli oldugu, tum insanlari icine alan genellemelerin, aslinda belirli bir kulturun icinde anlamli olan davranis bicimlerinin ve o davranis bicimlerini sembolize eden kavramlarin diger kulturlere de dayatilmasindan baska birsey olmadigi dusunulmeye baslanmisti.

Bir de, gerek bilgisayar, gerekse iletisim teknojisinde meydana gelen gelismelerin, bilginin kolay ve ucuz sekilde dunyaya yayilarak toplumsal yapida bir donusum meydana gelmesini saglamasi modernizmin ideallerinin gerceklesmesini imkansizlastirmisti bu kisilere gore. Her ne kadar makro anlamda bilgi ve iletisim aginda bir tekel sozkonusu ise de yerel olarak farkliliklar eskisinden daha hizli olarak ortadan kalkarken, hiyerarsik bilgilenme modeli delinmisti.

Ayrica, dunya olceginde ortaya cikan yabancilasma, iletisim imkanlarinin artmasiyla farkli yerel kulturler arasi etkilesimin artmasinin yarattigi kulturel cogulculuk, ozellikle sanayilesmis ulkelerde refah duzeyinin artmasi buna karsilik sosyal ideallerin ortadan kalkmasi sonucu hayatin tekduzelesmesinin verdigi manevi tatminsizligin artmasi, toplumsal hiyerarsinin ve o hiyerarsiyi olusturan statulerin anlamsizlasmasi sonucu otoritelere itaat egiliminin azalmasi, insanlara kurtulus vadeden ideolojilerin gun begun dokulmesi, vs. gibi diger gelismeler de sanayi toplumunun ve "modern" kavramlarin onemli bir degisimin esiginde oldugunu ifade etmekteydi bu kesime gore.

Peki postmodernizm kisaca nedir? Bu sorunun cevabi en iyi postmodernizmin ne olmadigi soylenerek verilebilir. Cunku postmodernizm diye tutarli, kendi icinde butunluk arzeden ne bir yasam tarzi ne de bir teori vardir. Zaten karsi cikilan da budur. Hayatin, toplumun, bilginin, rasyonel yeniden insaasinin insanlara umit dolu masallar sundugu dogrudur, ama sonunda sunulan sey bir masaldan baska birsey degildir. Liberalizm, esitcilik, marksizm, feminizm, vs. hep birer masaldirlar. Masalsiz hayat olmayacagina gore, postmodernizme gore buyuk masallar yerine kucuk masallari secmek daha az zararlidir.

Postmodernizmin Temel Tezleri

1) Sinifsiz toplum, iscilerin kurtulusu, insanligin ilerlemesi, kalkinma, aydinlanma, vs gibi buyuk oykuler iceren aciklama bicimlerine karsi cikilmalidir.

2) Homojen bir toplum ancak baski yoluyla kurulabileceginden boyle bir toplum ideali tasiyan tum yaklasimlara karsi mucadele verilmelidir.

3) Dil ile toplum icice oldugundan, ve ozne nesneden, kisi toplumdan soyutlanamayacagi icin, hickimsenin elinde toplumun butununde zaman ve mekandan bagimsiz olarak ne olup bittigini kavrayacak ve aktaracak ne bir teori, ne de bir dil sozkonusudur.

4) Tum insanlari kapsayacak metadil ve metaanlatilar yoktur.

5) Kucuk anlatilar buyuk anlatilara tercih edilmelidir; dogruluk/yanlislik ayrimi yerine kucuk/buyuk anlati olcutune gore degerlendirme yapilmalidir.

6) Anlatilarin cazibesine kapilarak tarih felsefesi ve devlet politikasi yapilmasi tehlikelidir.

7) Insanligin kurtulusu icin buyuk anlatilar uretmek yerine, yerel degerlerle, sinirli anlatilarla, yerel olcekli mucadeleler yapilmalidir.

8) Evrensel degerleri yakalamak ugruna ozgunlukleri yoketmemek icin yerel degerlerin pesinde kosulmali, insan ve toplumlarin benzesen ozelliklerinden ziyade farklilasan ozellikleri bilime konu edilmelidir.

9) Insanlara yol gosterecek tek bir soyut akil kategorisi islevsel degildir. Akil da, deneyim de tek tek insanlarla anlam kazanir. Bu yuzden tumel akil kategorisi arkasina saklanarak totaliter soylemler uretilmemelidir.

10) Empirizm ve rasyonalizmin yaptigi gibi gercekligin bilgisi nihai ozlere veya temellere indirgenemez. Bu yuzden indirgemecilige, ozculuge ve temelcilige karsi direnmek gerekir. Dogrular ulasilan degil, uretilen kategorilerdir. Bu yuzden hicbir anlayis yahut yaklasim bu kategorileri kendi tekeline alamaz.

11) Farkli bilgi yahut bilim onerileri, onlara sahip cikan insanlar tarafindan kendilerine yuklenen anlamlara gore deger kazanirlar. Bunun disinda olcut aramak bos bir cabadir.

***

Goruldugu gibi bu dusunce bicimi, epistemolojik acidan relativist, subjektif bir dis dunya gercegine inanan ve bilgiyi insan zihnine yerlestiren idealist bir bakis acisidir. Dolayisiyla, bilimin objektiviteye inanan ve materyalist dunya gorusuyle bagdasmaz. Kisacasi, bilim alisilmis anlamiyla alindiginda, bu dusunce bicimi bilim disidir.

20.04.2011. 13:06

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yazın

* = doldurulması zorunlu alanlar

:

:

: