Bilim Felsefesi Makaleleri - Wittgenstein

Wittgenstein bir bilim felsefecisi olmamasina ragmen, 20. yuzyilin bilim felsefesi tartismalarina onemli katkisi olan bir dusunurdur. Gorusleri birinci donem ve ikinci donem olarak ikiye ayrilan Wittgenstein, 30 yil arayla ayni konuda gelistirdigi birbiriyle bagdastirilamaz yaklasimlarin her ikisiyle halen yaygin olarak tartisilmakta, savunulmakta, elestirilmekte ve kendisine dipnot dusulmektedir.

Birinci Donem

Wittgenstein'inbirinci donemini karakterize eden kitabinda degindigi temel konu dilin dogasinin ne oldugudur. Wittgenstein'a gore bu sorunun cevabi aciktir. Ona gore dil doganin bir resmidir. Degisik duzeylerde ortaya cikan bu resimler, ayni zamanda dusunmeyi mumkun kilan dusunce nesneleridirler. Dunya tek tek olgulara indirgenebilecek bir yapidadir. Bu yapi, olgularin degisik kombinezonlarla bir araya gelmelerinden olusmaktadir. Dil de, olgular dunyasindaki iliskilerin aynisini yansitan iliskilerle kelimelerin bir araya gelmesiyle olusur.Dolayisiyla dil, olgular dunyasini olduklari sekilde yansittigi zaman islevini yerine getirebilir.

Gercekligi olgulardan ibaret sayan, dunyada sadece olgularin bulundugunu soyleyen Wittgenstein icin sadece olgularin bilgisi elde edilebilecektir. Ona gore cumle, gercekligin bir tasarimidir. Anlamli bir cumle, ancak dunyayi resmeden, yani dunyadaki nesne ve iliskilerin disinda, onlarla bagdasmayan yahut onlara ters bir iliski icermeyen bir dil yapisi icinde ifade edilebilir. Bu da dilin yapisiyla dunyanin yapisinin ayni olmasi demektir. Etik yargilar, dunyayla aralarinda boyle bir mantiksal baginti kurulamayacagindan anlamsizdirlar. Bu cercevede ahlaktan bahsetmek bosunadir. Ahlaki hukumler veya deger yargilari anlamli olarak soylenemez, yani anlamsizdirlar. Askin (transendent)gerceklik ise sadece bir kuruntudur: "Dunyanin icinde nerede rastlanabilir ki, doga otesi bir ozneye?"

Mantiksal Pozitivistlerle, temel argumanlarindan biri olan dogrulanabilirlik/sinanabilirlik olcutune iliskin gorusleriyle de paralellikler gosterir Wittgenstein.

Kitabi boyunca dilin dunyayi temsil ettigi ve bu temsili ortak bir yapiya sahip olmalarina borclu olduklarini inceleyen dusunur, bunun kendisinin bir olgu olmadigini farkediyor. Dilin dunya ile iliskisinin resmedilebilmesi icin, dilin disina cikilmasi gerekiyor. Fakat insanin boyle bir sansi yok.

Goruldugu gibi Wittgenstein ilginc bir paradoksa ulasir. Dil ile gerceklik arasindaki iliskiyi anlamanin yolu, onu aciklayan modelin sacmaligini anlamaktan gecmektedir. Sadece bir paradoks degil, paradoks icinde paradoks bu; cunku bu sonucta bir felsefi yargi, bunu da resmetmek mumkun degil.

Ikinci Donem

Wittgenstein'in ikinci donemine damgasini vuran kitabi olumunden sonra yayinladir ve en az ilki kadar, hatta ondan daha fazla ilgi gorur. Bu kitabinda, ilk kitabiyla ilgili kendisine yapilan elestirilerin buyuk bir kisminin hakli oldugunu belirtir. Ilk kitabindan memnun degildir, cunku dilin dunyanin bir resmi, sadece olgularin yahut nesnelerin betimlemesi olarak tanimlanmasi durumunda gercek hayattaki dilin onemli bir bolumunun dil disi kabul edilmesi gerektigini gormustur. Ikinci donemi, bu sorunu cozme girisimidir.

Ikinci donem Wittgenstein'in dil kavramsali birincisinden tamamen farklidir artik. Insanlarin icinde yasadiklari dunyayi, ancak o dunyayi anlamli hale getiren bir dil dolayimindan gecirerek taniyabilecekleri icin, dili dogru anlayabilmenin yolunun onu olusturan kelimelerin "ne anlama geldigini" degil, onlarin "nasil kullnildigini" anlamaya calismaktan gectigini savunur.

Kitabin konusunu olusturan "dil oyunlari"nin ne oldugunu aciklarken Wittgenstein, daha cok dilin nasil ogrenildigi, yahut ogretildigi uzerinde durur. Wittgenstein, dil oyununu "icice gecmis dil ve eylemlerden olusan butun" olarak tanimlamaktadir. Bir hareketin, davranisin anlami gibi, kelimenin, cumlenin yahut isaretin anlami da karsilik geldigi gerceklikten degil, ogesi oldugu yahut icinde yer aldigi sistemdeki konumundan kaynaklanmaktadir.

Ikinci Wittgenstein, dili dunyanin bir resmi olarak degil, tam tersi dunyanin kendisi araciligiyla anlasildigi bir arac olarak gormeye baslamistir. Yani dil, belirli yasam bicimleri sonunda ortaya cikan uylasimlarla icice olusmaktadir ve ancak o yasam bicimleriyle beraber dusunuldugunde bir anlam ifade etmektedir.

20.04.2011. 12:39

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yazın

* = doldurulması zorunlu alanlar

:

:

: