Bilim Krizde Mi?

Anarsist bilgi kuramlari, postmodern dusunceler ve bilim karsiti fikirler, kisisel fikrime gore bilime ve bilimsel dusunceye buyuk zarar veren fikirlerdir. Hatta bu tur tartismalar cercevesinde, 20. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren, sanki bilimde bir kriz varmis, daha onceki tipik bilim anlayisi artik tikanmis ve cozum uretemez olmus havasi yaratilmis ve bu alternatif fikirlerle bilimsel ugras kirletilmek ve metafiziklestirilmek istenmistir.

Halbuki bilimin 20. yuzyildaki tarihine bakildiginda basari ustune basari ve hatta cok yuksek ivmeli bir basari gorunmektedir. Ornegin, astronomiyi alalim. Kara delikler kagit uzerindeki bir teoriyken, su anda en az 12 adet kara delik saptanmistir. Baska yildizlarin da gezegen sistemleri olmasi gerektigi, sadece bir fikirken, su anda yuzden fazla yildizin gezegen sistemleri kesfedilmis, gozlenmistir. Su anda artik kendi gunes sistemimizi digerleriyle kiyaslamak ve gezegenlerin ve diger gok cisimlerinin ortaya cikisiyla ilgili teorileri daha da kesinlestirmek mumkun hale gelmistir.

Modern kozmoloji, evrenimizin de diger evrenler gibi vakumdan kendiliginden ortaya ciktigini ifade ederek evrenin kokeni problemini ortadan kaldirmistir. Hatta, bu yeni evrenlerin olusturulma isleminin gelecekte laboratuarlarda cok yuksek enerjili parcaciklari carpistirarak gerceklestirilebilecegi ortaya cikmistir.

Aya gidilmis, baska gezegenlere uzay araclari gonderilmistir. Notrino kaydi ve olcumu yontemleri sayesinde, ilk elde edilen olumsuz sonuclarin aksine daha sonra gunesin (ve diger yildizlarin da) enerji kaynaklari uzerine gelistirilmis teorinin gecerliligi kanitlanmistir. Cekim dalgalarinin olcumu, pek cok baska teorilerin test edilmesini saglayacaktir.

Ki bunlar sadece bir bilim dalina iliskin bulgular. Tum diger bilim dallari icin benzer bir liste cikarilabilir.

Tum bunlarin isiginda, bilim elestirmenlerinin bahsettigi su "bilimin krizi" nerede acaba?

Max Planck, Albert Einstein ve niceleri, dis dunyanin insan zihninden bagimsiz bir gercekligi oldugu ve bu fikrin tum doga bilimlerinin temelinde yer almasi gerektigi konusundanki fikirlerini aciklikla sundular.

Arastirmacilarin bu konudaki bakis acilari, bilginin evrimsel teorisini savunan filozoflar tarafindan da desteklenmektedir.

Insanligin kollektif basarisi, bilimsel teorilerin ise yaradigini ve bilimin ilerledigini dogrulamaktadir.

Fakat bilimin objektifligi ve guvenilirligi, dusmanlari tarafindan devamli saldiri altinda tutulmaktadir. Yuri N. Efremov'a gore, bilime bu tur saldirilari yapan Thomas Kuhn ve Paul Feyerabend gibi; fiziksel teorilere guvenilemeyecegini, cunku birinin hep digerinin yerine gectigini, onlarin gercekler degil bilim adamlarinin uydurmalari oldugunu vs. savunan gunumuz "bilgi sosyologlari"ni bilim felsefecisi bile saymamak gerekmektedir.

Efremov'a gore, unlu rus fizikci V. Ginzberg, ceyrek yuzyil once Kuhn'un ulastigi sonuclarin birtakim yanlis anlamalardan kaynaklandigini tespit etmistir. Yeni bilgi, eger dogruysa, eski bilgiyi daima icinde icermektedir. Eski teori, yeni teorinin bir parcasi, ya da ozel bir durumudur. Ornegin Newton fizigi ve Einstein fizigi orneklerinde goruldugu gibi. Efremov'a gore, relativite ve kuantum fizigi bilim adamlari ve filozoflarin psikolojilerinde meydana gelen bir "devrim"dir, yoksa bilimin icinde meydana gelen bir devrim degil. Ona gore Kuhn'un bahsettigi sekliyle "bilimsel devrim"ler bulunmamaktadir.

Dolayisiyla, bilimin dis dunya gercekliginin varligi, birligi ve objektifligi konusundaki temel kabulunu degistirmek icin bir sebep bulunmamaktadir.

20.04.2011. 13:20

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yapılmamış.

Yorum yazın

* = doldurulması zorunlu alanlar

:

:

: